Silvaron
Yedi Kubbe’nin Göl Kapısı

Göl Boğazında Kurulan Taht
Altun Gölü’nün Erden Irmağı’na açıldığı dar boğazda kurulan Silvaron, Silvar Krallığı’nın başkentidir. Arkasında sırt dağları yükselir, doğusunda Arkun Ormanı uzanır. Nehir ağzını tutan konumuyla hem ticaret yollarını hem de taç otoritesini denetler.
Taş köprüleri, zincirli kuleleri ve göl kıyısına dizilmiş taş ambarlarıyla tanınır. Taç Meydanı’ndan sabah çanı duyulur, vinçler gün boyu çalışır.
Terazinin Şehri
Silvaron’da her Avgün/Tengün yeni bir renk basılır tartıların üzerine. Sabah erkenden, Leksai rahibiyle Terazeciler Loncası ustası birlikte Yemin Sandığı’nı açar. Esnaf kendi terazisini getirir; doğru çıkan ağırlığa o günün rengiyle damga vurulur.
Pazar çemberi yarımay şeklindedir. Tartıya hile karıştıranın tezgâhı akşama kalmaz kapanır. Şehirde güven, ağırlıkla ölçülür. Teraziye güven duymak, yönetime güvenmektir.

Kubbenin Gölgesi
Silvaron’un siluetini, göl kıyısında yükselen yedi kubbe çizer. Bu kubbeler, Yedi Kutsal’a adanmıştır: Aevitan, Seresis, Magus, Pelagris, Nimea, Leksai ve Mahartus.
En büyük kubbede taç törenleri yapılır; aşağı meydanlarda Aevitan heykeli durur. Seresis ve Nimea şapelleri pazara yakındır; Magus’un Kütükhanesi ise kalem ve harita ustalarına ev sahipliği yapar.
Şehirde her şeyin bir yeri, her ölçünün bir defteri vardır.
Ticaret, El Sanatı ve Sular
Silvaron’un kıyı hattı, sabah sisinde ağ kurutan balıkçılarla ve tahıl yükleyen vinçlerle dolar. Şehirde balıkçılık, keten dokumacılığı, tahıl ambarcılığı ve nehir teknesi onarımı gibi iş kolları gelişmiştir.
Orman kökenli işler – izinli kömür ocakları, taş kesimi, yapı kerestesi – dağ ve Arkun kıyısındaki hatlar boyunca denetlenir.
Kıyıdaki saz ve sepetçilerin işi sade ama kalıcıdır; her sabah göle bakan fener kulelerinde nöbetçiler yerini alır.
Taht, Konsey ve Komşular
Silvar Krallığı’nın tahtı bu şehirde kurulu olsa da, yönetim tek kişiye bağlı değildir. Kralın oğulları Erdemar ve İskelya şehirlerini yönetir; Krallar Konseyi zaman zaman Silvaron’da toplanır.
İç hatlardaki kasabalar Silvaron terazisine uyar; kıyıdaki ticaret vergileri bu şehre işler. Erden Gölü, bu merkezden hem içeriye hem dışarıya akar.

Günlük Ritüel ve Hayat
Güneş doğarken fener kulelerinin ışıkları söner, Taç Meydanı’nda çan bir kez vurulur. Esnaf terazisini getirir, ilk alışveriş öncesi damga masasından geçer.
Göl balığı çorbası, arpa ekmeği ve kayıkçı peyniri kahvaltıda yenir. Şenlik zamanlarında süslü kayıklar yarışır, hasat sonunda Seresis için alay yapılır.
Silvaron’da hayat, ölçülü, düzenli ve sessizce işler – ama ölçünün kendisi bir törendir burada.